Her Bir Sokağı Tarih Kokan Trilye

Her bir sokağı tarih kokan Trilye, Bursa’nın Mudanya ilçesine 11 km uzaklıkta şirin bir belde. İstanbul’un kalabalığından kaçıp zeytin bahçeleri ve tarihi ahşap evlerin arasında sakin bir hafta sonu geçirmek isteyenler için nefis bir adres.

Marmara kıyısında yer alan bu şirin beldeye, yeşil tepeler arasından kıvrıla kıvrıla giden bir yoldan ulaşılıyor. Trilye adını, geçmiş zamanda İstanbul’dan sürgün edilen 3 papazdan aldığı söyleniyor. Diğer bir rivayete göre barbunya balığı anlamına gelen “trigliya”dan almış. 1963’de “Zeytinbağı” olarak ismi değiştirilen belde eski ismine 2011 tekrar kavuşmuş. Bir çok film ve dizilere ev sahipliği yapmış olan bu şirin küçük kasaba, hafta sonu gidilip görülecek güzel yerler arasında

Trilye’ye nasıl gidilir?

İstanbul’dan araçsız gitmek isteyenler için en iyi ulaşım şekli Mudanya’ya kalkan deniz otobüsüdür. İstanbul Yenikapı’dan deniz otobüsü ile Mudanya’ya geçtikten sonra, buradan kalkan minibüslerle Trilye’ye ulaşabilirsiniz. Mudanya’dan 10 km uzaklıkta yer alan beldeye giderken nefis manzaralara hayran kalacaksınız.

İstanbul‘dan Bursa yönüne otomobil ile gidecekler, Gemlik’i 3 km. geçtikten sonra Engürücük sapağından girerek Kurşunlu, Güzelyalı, Mudanya üzerinden Trilye’ye varabilirler. İstanbul-Trilye arası otoyoldan yaklaşık 2,5-3 saat sürüyor. Bursa-Trilye arası ise 40 km.

Uygun Bütçeli Budapeşte Otelleri

Orta Avrupa’nın en popüler turizm merkezlerinden biri olan Macaristan‘ın başkenti Budapeşte, her yıl milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor. Ülkemizden de bir çok gezgin bu güzel şehri merak edip seyahat ediyor. Budapeşte’ye seyahat edecek tüm gezginlerin kafasına takılan ilk soru “Budapeşte’de nerede kalınır” oluyor.

Budapeşte seyahatinizde çok faydalı olacağına düşündüğüm bu rehberde, Budapeşte’de konaklama konusunda bilgiler ve öneriler paylaşacağım. Öncelikle Budapeşte şehir merkezi otelleri olmak üzere uygun bütçeli Budapeşte otel tavsiye listesi sunacağım.

Tuna Nehri’nin “Buda” ve “Pest” olarak ikiye ayırdığı şehir, 23 bölgeye ayrılmış. Paris’te olduğu gibi orta merkezden başlayıp daire şeklinde genişleyerek ilerliyor.

Şehir 23 bölgeden oluşsada ben size ”Budapeşte’de nerede kalınır? ” rehberini şehrin turistik ve gezilecek noktalara göre düzenleyeceğim.

Nerede Kalınır?

1. Bölge, Şehrin eski yerleşim merkezi olan Kale Bölgesi,
3 Yıldızlı Budget Hotel Victoria
4 Yıldızlı Art’otel Budapest

5. Bölge, Merkez olarak kabul edilen bu bölge Lipotvaros ve Belvaros semtlerini kapsıyor.
3 Yıldızlı Cosmo City Hotel
3 Yıldızlı The Three Corners Hotel Art Superior

6. Bölge Terezvaros, Andrassy Bulvarı’nı kapsayan alışveriş caddesi,
3 Yıldız 12 Revay Hotel
4 Yıldız Callas House

7. Bölge, Erzsebetvaros, Hareketli gece hayatı ile popüler bölge,
4 Yıldızlı Exe Danube Budapest Hotel
3 Yıldızlı Ibis Styles Budapest Center

8. Bölge Jozsefvaros. Budapeşte’nin en kalabalık yerleşim merkezi
3 Yıldızlı Bo18 Hotel Superior
4 Yıldızlı Courtyard by Marriott

Bir Günde Bratislava

Slovakya’nın başkenti Bratislava, tamamını bir günde gezebileceğiniz küçük bir orta Avrupa kentidir. Sakin bir tatil tercih edenler için ideal bir şehir. Ancak çabuk sıkılan biriyseniz Bratislava gezinize Prag ve Budapeşte gibi yakın kentleri ekleyebilirsiniz. Bu yazımda günübirlik bir gezi programı hazırladım. Çünkü biz neredeyse yarım günde şehrin tamamını bitirmiştik. Tabi müze ve galerileri tek tek detaylı bir şekilde gezmek isterseniz durum farklı. Bu küçük başkentte Slovakya’nın tarihi ve sanatı ile ilgili çok sayıda müze bulunuyor.

Tarihi Şehir

Tarihi şehir ( Stare Mesto ) bölgesi gezilip, görülecek tüm turistik noktaları içeriyor. Birkaç meydan ve dar sokaklardan oluşan bölgede turistleri gezdiren kırmızı küçük bir tren bulunuyor. Çocuklu aileler için eğlenceli bir aktivite olabilir. Tamamını yürüyerek dolaşabileceğiniz tarihi bölgede geçmiş 14. yüzyıla kadar dayanan rengarenk yapılar dikkat çekiyor.
St. Michael Kulesi,
St. Martin Katedrali,
Bratislava Kalesi,
Mavi Kilise (Elisabeth Kilisesi),
UFO Restrain,
Slavin Savaş Anıtı, şehride ziyaret edebileceğiniz  turistik noktalar.

Granada’da Nerede Kalınır?

Granada Endülüs Bölgesi‘nin önemli şehirlerinden biridir. Orta Çağ’dan günümüze kadar uzanan görkemli mimari yapıları ve Mağribi kültürü ile halen popülerliğini sürdürüyor. Şehre ilgi yüksek olunca, özellikle yaz aylarında şehirde uygun fiyatlı konaklama bulmak zorlaşıyor.

Bu yüzden “Granada’da nerede kalınır?” sorusuna yanıt arayan gezginler için bir rehber hazırladım. Paylaşacağım bilgiler ışığında, yüz ölçümü bakımından küçük; ancak turistik bakımından zengin kentte tarzınıza ve bütçenize uygun konaklama seçeneklerine daha kolay ulaşabilirsiniz.

Otel Tavsiyesi:
Granada seyahatiniz için önereceğim oteller

3 Yıldızlı Granada Five Senses Rooms & Suites
3 Yıldızlı Room Mate Leo, Katedrale birkaç adım uzaklıkta, diğer eş otellere göre nispeten daha ekonomik
4 Yıldızlı Barceló Carmen Granada, Gezilecek yerlere yürüme mesafesinde ,oldukça konforlu ve temiz.
5 Yıldızlı Eurostars Gran Via, Merkezde yer alan otel özellikle kalite ve lüksten ödün vermek istemeyen gezginler için önerebilirim.

Konaklama Yapabileceğiniz  Bölgeler

Granada’da konaklama yapabileceğiniz 3 bölge bulunuyor. Bunlar:

Granada’ya ilk kez seyahat edecekler için en ideal Centro;
Tarihi atmosferin ile Albaicin & Sacromonte;
Havalı ve kültürel anlamdan en zengin bölgesi El Realejo.

San Marco Bazilikası

Venedik San Marco Meydanı‘nda yer alan San Marco Bazilikası İtalya‘daki diğer tüm kilise ve bazilikalardan oldukça farklıdır. İlk bakışta bir İtalyan kilisesinden çok İstanbuldaki kiliselere benzediğini düşünebilirsiniz. Nitekim San Marco Bazilikası İstanbul’daki Kutsal Apostles Kilisesi’nin bir benzeri olarak inşa edilmiştir.

 

San Marco Bazilikası Tarihi

”İstanbul’da Kutsal Apostles Kilisesi nerede? ”diye soracak olursanız ; 4. YY’da inşa edilmiş olan Kutsal Apostles Kilisesi İstanbul’un fethinden birkaç yıl sonra camiye çevrilmiş. Bugün hepimizin bildiği Fatih Camii olmuş. San Marco Bazilikası İstanbul’da yer alan Fatih Camii’nin eski kilise halinin bir kopyasıdır. Katolik Hıristiyanlık’ın kalbinde, Rönesans stili San Marco Bazilikası hem şaşırtıcı hem de göz kamaştırıcı. Aslında ilk San Marco Bazilikası daha küçük ve mütevazi bir kilise olarak şu anki yerinde 828 yılında Aziz Markus’un İskenderiye’de kaçırılan naaşını defnetmek için inşa edilmiş. Ancak 976 yılında çıkan bir yangın sonucu tamamen yıkılmış. Yerine inşa edilen kilise ise 1033 yılında,Venedik yönetimi tarafından özellikle yıkılmış. Zenginleşen Venedik’e yakışır daha görkemli bir kilise yapmaya karar vermişler. İnşaatına başlanan kilise 1094 yılında tamamlanarak, sonradan yapılan eklemelerle bugünkü halini almıştır.

1807 yılına kadar resmi törenlerde Venedik Dükü’nün (yani şehrin yöneticisi) özel şapeli olarak kullanılan bazilika günümüzde  şehir katedrali olarak hizmet vermeye devam ediyor.

Burano Adası

Venedik’in kuzeyinde yer alan Burano Adası, özellikle fotoğraf çekmeyi sevenler iiçin ideal bir destinasyon.

Birbirine köprülerle bağlı 4 adadan oluşan Burano Adasının geçim kaynağı balıkçılık ,dantel ve hediyelik eşyadır.

Adanın geçmiş tarihi Roma İmparatorluğu dönemi’ne kadar uzanıyor. Ancak buranın dünya çapında popüler olması 15. ve 16. YY’ları bulmuş. O dönemde adalı kadınların el sanatı dantelleri ,ince işçiliği ile özellikle Avrupa aristokrasisi tarafından çok ilgi görüyormuş. Böylece Burano Adası’nın ünü tüm dünyaya yayılmış.

Lafı daha fazla uzatmadan bu güzel adanın sizlere sunacağı güzelliklere geçeyim.

Baldassare Galuppi Meydanı‘na geçerek gezmeye buradan başlayabilirsiniz.

-Meydanda Scuola del Merletto Dantel Okulu ve yanındaki müzeyi ziyaret edebilirsiniz.
-Baldassare Galuppi Meydanı’ndaki eğik çan kulesiyle ünlü, 15. y.y’dan kalma San Martino Kilisesi‘ni gezebilirsiniz. Kiliseye giriş ücretsiz ve akşam saat 19:00’a kadar açık.
-Yürümeye adayı ortadan ikiye bölen Baldassare Galuppi Caddesi‘nden başlamalısınız. Bu cadde üzerine sıra sıra renkli evlere bakarak, fotoğraf çekebilirsiniz.

Burano Adasın’a Nasıl Gidilir?

Venedik Lagünü’nün kuzeyinde bulunan Burano Adası’na sadece deniz yoluyla ulaşmanız mümkün. Rehberli özel tur paketlerini seçebilisiniz. Bu turlar aşağı yukarı 4,5 -5 saat sürüyor.
Tur almadan kendiniz bağımsız gezmeyi arzu ederseniz, en uygun fiyatlı ve kolay ulaşım vaporetto ile gitmektir. Fondament Nove Durağı’ndan her yarım saatte bir vaporetta kalkıyor. 12 numaralı vaporettoya binerseniz yaklaşık 45 dakikada Burano Adası’na ulaşmış olursunuz. Bu vaporetto, öncesinde Murano Adası‘nda da duruyor. Dolayısıyla önce Murano Adası, sonra da Burano Adası turu da yapabilirsiniz.

Dünyanın En Büyük Gölleri

Dünyanın en güzel doğal oluşumlarından biri olan göller, devasa boyutları ve sundukları görkemli manzaraları ile doğa  hayranlarının ruhunu tazeliyor. Yaban hayat açısından büyük önem taşıyan göller aynı zamanda bulundukları bölgeye tarım, turizm ve  ekonomik anlamda oldukça büyük katkı sağlıyor.

Dünyanın bir çok yerinde, boyutu oluşumu ile ilgi çeken bu göller, doğa  gezgini için paha biçilmez bir seyahat noktası oluyor. Bu yazımda dünyanın en büyük gölleri arasından seçtiğim 5 favoromi paylaşacağım .

1-Hazar Gölü

Büyük denizlerle ve okyanuslarla hiçbir  bağlantısı olmayan Hazar Gölü, pek çok bilim adamına  göre iç deniz olarak kabul edilmektedir. Göl ve deniz özelliklerini bir arada bulunduran göl yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük gölüdür. Hazar Gölü Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan ve İran ile çevrilmiştir. Uzunluğu 1210 kilometre  , genişliği 210-436 kilometredir. Diğer deniz ve okyanusla bağlantısı olmadığı için su seviyesi farklılık gösterir.

2-Michigan Gölü

Michigan dünyanın ikinci ABD en büyük gölüdür. Tamamı ABD’de sınırları içinde olan tek göldür. Göl  Wisconsin, Michigan, Indiana ve Illinois sınırları arasında yer alıyor. Deniz seviyesinden 176 m yüksekte olan Michigan Gölü’nün  en derin noktası 281 metredir. Kapladığı alan  58.016 kilometrekaredir.

3-Viktorya Gölü 

Viktorya Gölü Afrika’da Tanzanya, Uganda ve Kenya toprakları içerisinde yer alıyor. Afrika kıtasının da en büyük dünyanın da en büyük ikinci tatlı su gölüdür. 68.422 kilometrelik alana yayılan göl, Nil Nehri’nin en önemli su kaynağıdır. 

4-Tanganyika Gölü

Tanganyika ,Afrika’nın en derin aynı zamanda en büyük ikinci gölüdür. 32.893 kilometrekarelik alana yayılan göl Tanganyika Gölü  ve Burundi, Kongo, Tanzanya, Zambiya sınırları arasında yer alıyor.

5-Baykal Gölü

Sibirya’nın güneyinde yer alan Baykal Gölü’nün yüzölçümü 31.722 kilometrekaredir. Deniz seviyesinin 1285 km altında bulunan göl  Dünyanın en derin gölü olarak da kabul ediliyor.

Alanya’nın Muhteşem Mağaraları

Muhteşem coğrafyası ve doğal güzellikleri ile Türkiye’nin görülmeye değer destinasyonları arasında bulunan Alanya, diğer bir adıyla “Güneşin gülümsediği yer” ülkemizin  güney sahillerinde konumlanıyor.

Antalya’ya yakın olmasıdan dolayı turistler tarafından oldukça yoğun ilgi görüyor. Alanya, denizi,güneşi, plajları yanı sıra içinde barındırdığı tarihi mirası ile de dikkat çekiyor.

Kültür turizmi ve  deniz tatilini’nin keyfini aynı anda çıkarabileceğiniz Alanya’da gezilecek doğal yerler açısından da birçok alternatif sunuyor. Doğa oluşumları sonucu meydana gelmiş mağaralar bunlardan biri.

Damlataş Mağarası

Tarihi Alanya Kalesi’nin batı kıyısında yer alan Damlataş Mağarası’nın duvarlarındaki çatlak yüzeyler ve sarkıtlar, yüzey sularının ve deniz dalgalarını aşındırması neticesinde olmuştur.  22 derece değişmeyen sıcaklıkta ki mağaranın, astımlı  hastalara da şifa olduğu söyleniyor.

Dim Mağarası

Çam ormanları ve çınar ağaçları ile kaplı olan Dim Mağarası,Alanya’nın 12 kilometre doğusunda bulunan Cebel-i Reis Dağı’nın yamacında yer alıyor.Mağaranın denizden yüksekliği 232 metredir. 1998 yılında ziyarete açılan mağara Türkiye’nin ikinci büyük mağarasıdır. Dağın içinden ilerleyen iki koldan oluşuyor. Kollardan biri 360, diğeri 50 metre uzunluğunda .

Fosforlu Mağara

Damlataş Mağarasının olduğu bölgede sadece deniz yolu  içine girilebilen Fosforlu Mağara, görüntü itibariyle ilgi çekicidir.  Mağaranın yüzeyindeki fosfor parıltılar gece mağarayı büyüleyici bir güzellikte aydınlatıyor. Fosforlu renginden dolayı fosforlu Mağara olarak anılmaktadır.  Bu yansımalara gündüzleride fark ediliyor

Türkiye UNESCO Dünya Mirası Listesi

Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması  amacıyla  bir takım  kriterler doğrultusunda UNESCO Dünya Mirası Listesi, oluşturulmaktadır. Amaç evrensel değerleri sahip çıkma, korumak  ve yaşatmaktır.

Değerlendirmeler sonucu  Dünya Mirası Listesi’ne 1073 kültürel ve doğal alan kaydedilmiştir. 17 tanesi Türkiye’de yer alıyor.  Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde korunan bu alanlardan en önemlilerini sizler için sıraladım.

İstanbul 

Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan bu tarihi kent 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir. MÖ 7. Yüzyılda kurulan Şehir, Sultanahmet Sit Alanı, Süleymaniye Koruma Alanı, Zeyrek Koruma Alanı ve İstanbul Kara Surları koruma alanı ile  4 bölge olarak  UNESCO Dünya Mirası Listesinde alınmıştır.

Safranbolu 

Batı Karadeniz’de yer alan tipik bir Anadolu kenti olan Safranbolu UNESCO Dünya Mirası Listesine 1994 yılında girmiştir.Koruma altındaki geleneksel evleri, çarşıları, taş konaklardan dönüştürülen otel ve restoranları ile büyüleyici bir yerdir.

Efes Antik Kenti, İzmir’e bağlı Selçuk ilçesinde yer alan Efes Antik Kenti, Meryem Ana Evi, Çukuriçi Höyük ve  Ayasuluk Tepesi ile bir bütündür. Bölgenin önemli turistik yerlerinden biri olması sebebi ile  yılın her döneminde yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor.

Troya Antik Kenti 

Çanakkale’de ilimizde yer alıyor. 1998 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alınan Troya , Dünyanın en ünlü antik kentlerinden biridir. Troya’nın MÖ 3. yüzyılda kurulduğu düşünülüyor.

Ani Arkeolojik Alanı

2016 yılında UNESCO listesine giren Ani Arkeolojik Alanı , İpek Yolu’nun bir kısmıdır. Sanatın ve mimarinin yüzyıllardır canlı olduğu bir coğrafyadır.

Nemrut Dağı 

Adıyaman ilimizde bulunan Nemrut Dağı 1987 yılında UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır. Büyüleyici  heykelleri ve metrelerce uzunluktaki kitabeleri ile ünlüdür. Gün doğumu ve batımının  en güzel şekilde izlendiği bu muhteşem yeri mutlaka görmelisiniz.

Kapadokya ve Göreme Milli Parkı

Kapadokya ve Göreme Milli Parkı 1985 yılında UNESCO Mirası listesine eklenmiştir. Doğal oluşumu nedeniyle dünyaca tanınan Göreme ve Kapadokya,  Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Soğanlı Arkeolojik Alanı, Göreme Milli Parkı, Karlık Kilisesi, Yeşilöz Theodoro Kilisesi ve Karain Güvercinlikleri ile önemli bir doğal ve kültürel mirastır.

Geleneksel Japon Banyoları

Japon banyosu geçmiş tarihten buyana  Japon kültürünün önemli bir parçası olmuştur. Geleneksel Japon hamamları, çoğu insanın evinde  banyo yapma imkânı bulunmadığı için kullanılmıştır.

Eski tarihlerde , Japonya’da her mahallede, halkın  banyo yapabileceği ve çamaşırlarını yıkayabilecekleri halka açık hamamlar vardı.

20. yüzyılın sonlarına doğru işletme maliyetlerinin yüksek olması  ve müşteri sayısının düşmesi nedeniyle kapanmaya başladı.

Bu hamamlar  cinsiyete göre ayrılırken,gelen misafirlerin çıplak yıkanmaları zorunlu kılınıyor. Gelen yabancı turistlerin bir kısmı bu zorunluluğu kabul etmediği için hamamdan vazgeçiyor.

iki farklı tarzda japon hamamı

Onsen

Japon onsen, yabancıların ve yerli halkın banyo alabileceği geleneksel, jeotermik olarak ısıtılan bir kaplıca türüdür. Japonya’da binlerce onsen vardır v otellerde ve kaplıcalarda da bulabilirsiniz

Onsen cinsiyete göre ayrılıyor.Burada  yine de tüm kıyafetlerinizi çıkarmanız  yani Japon banyosu görgü kurallarına göre yüz havlusundan başka bir şeyle girmemeniz gerekiyor .

Sentō

Ateş  veya elektrikle ısıtılan normal musluk suyundan oluşan bir banyodur.Bir çok insan volkanik doğal kaynaklı onsen banyolarının kırsal bölgelerde yer almasından dolayı kolay erişemiyor. Bu yüzden  büyük şehirlerdeki mahallelerde  su ısıtma sistemine sahip hamamlar yer alıyor.